Yaşamaya Değecek Her Şey

  • 31/8/2005 - KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN!
  •                                     

     

                      

     

    ALLAH’ın daveti üzerine peygamberiz bir gece melekler tarafından mekkeden kudüse götürülmüştür. Burada cebrail ile birlikte bütün gökleri aşarak ’’sidretül münteha’’ denilen makama yükselmiş ve ALLAH ile görüşmüştür. Bu yolculuğun Mekke’den Kudüs’e kadar olan bölümüne isra Kudüs’ten ALLAH ile görüşmesine kadar ise Miraç denir. Bu görüşmede peygamber efendimize ümmet’i için vakit namaz ve Miraç hediye edilmiştir. Hayırlı Kandiller!

     

              

    Yorum ( 2 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 30/8/2005 - 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI
  •       

     

              BEKLENENİN GELEMEMESİ TAM KAVUŞACAKKEN KAYBEDİLMESİ NE DEMEKTİR ÇOK İYİ BİLİRİM BİRİCİK DAYIMI ASKERDE ŞEHİT VERDİK NE KADAR ZAMAN GEÇERSE GEÇSİN ACISI HALA TAZE HALA YÜREĞİMİZDE...

            VATAN UĞRUNA CAN VEREN TÜM MEHMETÇİKLERE ALLAHTAN RAHMET AİLELERİNE İSE SABIR DİLİYORUM MEKANLARI CENNET OLSUN!!!!!

              BU VATAN BİZİM ONA SAHİP ÇIKALIM KİMSENİN ONU ELİMİZDEN ALMAYA GÜCÜ YETEMEZ....

    Yorum ( 3 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 29/8/2005 - Günün Sözleri...
  •  

    PROBLEMİN İÇİNDE BİR RAKAMSAN ,SONUCUN İÇİNDE DE VARSIN DEMEKTİR.

     

    HERŞEY PAYLAŞILDIKÇA KÜÇÜLÜR PAYLAŞILDIKÇA KÜÇÜLMEYEN AKSİNE BÜYÜYEN TEK ŞEY SEVGİDİR...

     

    SEVGİ KARANLIK BİR TÜNELDE YAKILAN BİR MUM IŞIĞI GİBİDİR SİZE YOLUNUZU GÖSTERİR FAKAT YOLUN SONUNDA NE OLDUĞUNU GÖSTERMEZ...

     

    Yorum ( 8 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 27/8/2005 - Değer Verildiğini Bilmek...
  • Sihirli Keman

    Çok eskiden,genç bir kadin,kocasini ve küçük
    yaştaki oğlunu terkederek ortaliktan kaybolmuş,bir
    daha da görünmemişti.Kocasi bir müddet sonra yeniden
    evlenmiş,çocuk da üvey anne eline düşmüştü.Vakti gelip
    çocuk okula başladi.Ama derslerinde hiç başari
    göstermiyordu.Yaşitlari arasinda en başarisiz
    oydu.çocuk derslerini başaramadikça baba ve üvey
    annesi tarafindan aşağilaniyor,ara sira da
    tartaklaniyordu.çocuk böyle aşagilandikca daha
    başarisiz oluyor,başarisiz oldukca da
    aşagilaniyordu.Bu durumda işin içinden çikmasi mümkün
    değildi.Adi bir defa " aptal " a çikmisti.Sonuçta
    beklenen oldu.Baba çocugu okuldan aldi , bir ustanin
    yanina çirak olarak verdi.Fakat çocuk bu çirakliğinda
    da bir varlik gösteremedi.
    Eli hiçbir işe yakişmiyordu.Tersine
    sakarligi,kirip dökücülüğü daha çok göze
    batiyordu.Ailesi tarafindan olduğu kadar çevresi
    tarafindan da itilip kakiliyordu.Işte bu ortamda bir
    gün bu çocuğa,yillar önce kendini ortalikta birakip
    kaçan annesi tarafindan bir mektup ve birlikte bir
    paket gönderildi.Anne mektubunda,oğlunu çok
    özlediğini,hiçbir zaman aklindan çikarmadiğini,kaderin
    kendisini öyle davranmaya ittiğini yaziyor ve bir
    çesit özür diliyordu.Gönderdigi paketin içinden de bir
    keman çikmişti.çocuk gerek mektup gerekse keman icin
    çok sevinmişti.Annesi tarafindan unutulmamiş olmasi
    onu son derece mutlu etmişti.
    Bu arada kemani da çalmaya başladi.Kisa zamanda o
    kadar güzel keman çalmaya başladi ki herkes şaşirip
    kaldi.Bu derece kabiliyetsiz,eli bir işe yakişmayan
    çocuk nasil böylesine ustaca keman çalabilirdi?Başta
    baba ve üvey anne olmak üzere hemen herkes gelen
    kemanin sihirli olduğuna inanmaya başladi.Başka
    türlüsü akillarina siğmiyordu.çocuk da giderek keman
    çalmada daha da ustalaşiyor,adeta kemani
    konuşturuyordu.Hemen herkeste bu işin nasil
    olduğunu,gizini araştirip öğrenmek hevesi
    uyandi.Yakindaki bir kentte yaşayan bir
    bilgeye,çocuğun öyküsünü anlatip , onun nasil da
    bilinen yeteneksizliğine rağmen kusursuz keman
    çalabildiğini,kemanda bir sir olup olmadiğini
    sordular.Yaşli bilge şu açiklamada bulundu:
    "Kemanda sandiğiniz gibi bir sir yoktur.çocuk da
    sanildiği gibi doğustan kabiliyetsiz değildir.Ama
    başlangiçta annesi tarafindan unutulduğunu sanarak
    okulda ve iş yaşaminda bir varlik
    gösterememiştir.Unutulmak cok kötü bir şeydir.Bütün
    kabiliyetleri körletir.Ama neden sonra çocuk annesi
    tarafindan unutulmadiğini,sevildiğini öğrenince var
    olan kabiliyetler yeşermiştir.Sizin etrafinda bunca
    yorumlar,yakiştirmalar yaptiğiniz olay bu kadar
    basittir."

     

    işte hikayedede olduğu gibi hatırlanmak, unutulmadığını, ne olursa olsun onunla olunduğunu bilmek yeterlidir

    sizcede bu böyle değil mi ? çok küçük bi örnek uzun zamandır görüşmediğiniz bir arkadaşınız aradığında veya ondan bir haber aldığınızda sevimmezmisiniz?  sizi araması muıtlu etmemizmi ?!

     

    Yorum ( 7 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 26/8/2005 - Pes Doğrusu!
  • İneği hapse attılar
    Kolombiya`da yaşanan ilginç olayda kazaya sebep olduğu ileri sürülen bir inek hapse atıldı.
     
    Ülkenin Giron şehrinde motosikletiyle gitmekte olan bir kadın aniden önüne çıkan ineğe çarptı. Kaza esnasında kadın ağır yaralanmasa da polis, ineğin tehlike arz ettiğine hükmederek hayvanı tutukladı ve şehrin hapishanesinin bahçesine koydu.
     
    Polis sözcüsü, medyanın sorularını cevaplarken, "Şayet kazayı işleyen bir kadın veya erkek demir parmaklıkların arkasına girebiliyorsa neden bu bir inek olmasın?" diye konuştu.
     
     
    ÜLKEMİZDE BÜTÜN SUÇLULAR ELİNİ KOLUNU SALLAYARAK DOLAŞIRKEN KOLOMBİYADA SUÇLU KİM OLURSA OLSUN NE OLURSA OLSUN CEZASINI ÇEKİYO ARTIK YORUMLAMAK SİZE KALMIŞ...

     

    Yorum ( 3 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 25/8/2005 - Yaşamı Yaşamaya Değer Yapan....
  •          

    Henüz 28 yaşındaydı, ama tedavisi mümkün olmayan ölümcül bir kansere yakalanmıştı.Kahır içinde eve kapamıştı kendini..Sokağa çıkmıyordu.Annesi..Bir de kendisi..O kadardı bütün hayatı. Bir gün fena halde sıkıldı,dayanamadı,attı kendini sokağa.. Bir yığın vitrinin önünden geçti. Tam, bir CD satan dükkanını da geride bırakmıştı ki,bir an durdu.Geri döndü,kapıdan içeri,gözüne hayal meyyal takılan bir kadına baktı,kendi yaşlarında güzel bir kadındı tezgahtar.. Hani ilk bakışta aşk derler ya,öyle takılıp kalmıştı iste.... İçeri girdi.Kız gülümseyerek koştu ona.."Size yardim edebilir miyim?"diye.Nasıl bir gülümsemeydi o..Hemen oracıkta sarılıp öpmek istedi kızı... Kekeledi,geveledi,sonra"Evet"diyebildi.Rasgele bir plağı işaret ederek.. "Evet..şu CD'yi bana sararmısınız?" Kız CD'yi aldı,içeri gitti.Az sonra paket edilmiş halde geri geldi.Aldı paketi çıktı dükkandan,evine döndü,açmadan dolabına attı..

    Ertesi sabah gene gitti ayni dükkana.Gene bir CD gösterdi kıza,sardırdı,aldı eve getirdi,attı paketi dolaba,gene açmadan.. Günler hep alınıp sardırılan CD'lerle geçti..Kıza açılmaya bir türlü cesaret edemiyordu.Annesine açıldı sonunda..Annesi;"Git konuş oğlum,ne var bunda?"dedi. Ertesi sabah bütün cesaretini topladı.Erkenden dükkana gitti.Bir CD seçti.Kız gülerek aldı plağı..Arkaya paketlemeye gitti.Kız içerdeyken bir kağıda"Sizinle bir gece çıkabilir miyiz?"diye yazdı,altına telefon numarasını ekledi,notu kasanın yanına koydu gizlice..Sonra paketini alıp kaçtı gene dükkandan..

    İki gün sonra evin telefonu çaldı..Anne açtı telefonu..CD dükkanındaki tezgahtar kızdı arayan..Delikanlıyı istedi..Notunu yeni bulmuştu da.. Anne ağlıyordu.. "Duymadınız mi?"dedi."Dun kaybettik oğlumu.." Cenazeden bir kaç gün sonra,anne oğlunun odasına girebildi sonunda.ortalığa çeki düzen vermeliydi.Dolabı açtı.Oraya atılmış bir yığın açılmamış paket gördü.Paketleri aldı,oğlunun yatağına oturdu ve bir tanesini açtı. İçinde bir CD vardı,bir de minik bir not.. "Merhaba..Sizi öyle tatlı buldum ki..Daha yakından tanımak istiyorum..Bir akşam birlikte çıkalım mı..Sevgiler..Jecelyn!.." Anne bir paket daha açtı Onda da bir CD ve bir not vardı.. "Siz gerçekten çok tatlı birisiniz,hadi beni bu gece davet edin artık..Sevgiler..Jecelyn.."

    Unutmayın..Düşündüğünüz şeyi mutlaka söyleyin..

    Birini seviyorsanız,söyleyin ona.. İçinizdekini söylemekten korkmayın..

    Birisi hakkında ne hissediyorsanız söyleyin ona..Ve hemen söyleyin...Hemen...

    Çünkü,doğru zamanı bekler ve "İste simdi tam zamanı"derseniz,bir bakarsınız çok geç olmuş. Gününüze sahip olun ki pişmanlıklar yaşamayasınız.

    Hepsinden önemlisi dostlarınıza,sevdiklerinize,ailenize hep yakın olun..

    "Seni seviyorum"demekten sakın ama sakın çekinmeyin,utanmayın korkmayın!..

    Yaşamı yaşanmaya değer yapan şey sevgidir...

    Yorum ( 2 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 25/8/2005 - cesaret üzerine
  • İşte bana cesaretin ne demek olduğunu en iyi şekilde ifade eden hikaye;

    "Yillar onceydi Stanford Hastanesi'nde gönüllü olarak çalişiyordum. Oldukça ender rastlanan ciddi bir hastaliği olan Liza adli minik bir kiz vardi.Tek iyilesme şansi, ayni hastaliktan mucizevi şekilde kurtulmayi başaran ve hastalikla mücadele etmeye yarayan antikorlari kaninda barindiran beş yaşindaki erkek kardeşinden kan nakli yapilmasiydi."

    "Durumu küçük kardeşe anlatan doktor çocuğa kiz kardeşine kan vermeyi isteyip istemediğini sormuştu. Çocuğun birkaç saniyelik bir tereddütten sonra derin bir nefes aldığını ve 'Evet Liza'yi kurtarmaya yetecekse veririm' dediğini duydum."

    "Kiz kardeşini yanindaki yatağa gülerek uzandi ve nakil başladi. Yüzü gittikçe soldu ve sonunda gülüşü kayboldu. Doktora bakti ve ürkek bir sesle 'Hemen şimdi mi öleceğim?' dedi."

    "Yaşı küçük olduğundan doktoru yanlış anlamişti.Kaninin hepsini kiz

    kardeşine vermek zorunda olduğunu sanmisti."

    işte cesareti çok iyi anlatan bir hikaye!

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 23/8/2005 - kelimelerin anlamını yitirdiği an...
  •                                                              

     

    Vazgeçebilecek bir şeylerin olmalı
    Benden geçemiyorsan,
    Yüreğinden geç sıkıyorsa...
    Yüreğimin üstüne koy usulca yüreğini
    Ve asla geri isteme...
    Bırak ve git
    Ardına bakma
    Bulmak için aramadım
    Aradığım için bulmadım seni
    Oradaydın ve aldım
    Zafer sarhoşluğuyla yıkanmıştım
    Üstümden akıyordu aşk damla damla
    Sen olmadığını farkedemedim
    Kendi yüreğine sevdalı her kadın gibi
    Gittiğinde ardından ağladım
    Yüreğinin kaldığını
    Yüreğimin yandığını sandım
    Bu bir yanılsama
    Sen yoksun
    Ben yokum
    Aşk var.
    Onu buldum sen sandım
    Aynaya baktım suretini gördüm
    Geriye döndüm
    Bosluğun benimle doldu
    Sen yoktun
    Yüreğin yoktu
    Ben vardım
    Seni istemiştim
    Kendimi buldum...

    MADEM VARLIĞIM ACI VERİYOR SANA,MADEM Kİ ANCAK YOKLUĞUMDA SEVGİMİ HİSSEDEBİLİYORSUN,ÖYLEYSE YOKLUĞUMLA KAL SEVGİLİ..MADEM Kİ YOKLUĞUMLA DAHA MUTLUSUN, O HALDE YOKLUK , BENİM BU AŞK İÇİN BÜRÜNDÜĞÜM SON KİMLİK OLSUN..!

    Sevmek; sevdiğin insanın bütün yaralı geçmişini,bütün acısını,bütün hastalıklarını üstlenmektir.Ve öyle anlar gelir ki sevdiğin insanın bu eksik,acı çeken,bu hasta yanı seni ona daha çok çeker...

     

    Yorum ( 3 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 22/8/2005 - Bukadarınada Pes!
  • Aşiret düğününde geline 18 kilo altın 
    Hakkari'de 50 bin nüfusa sahip Pinyanişi Aşireti'nin reisi ve AK Parti Hakkari Milletvekili Mustafa Zeydan'ın oğlu ile Hakkarili işadamı Kemal Tekin'in kızı, 3 gün 3 gece süren muhteşem bir düğünle dünya evine girdi. Aşiret düğününde; gelin Dilruba Zeydan'a 18 kilo altın takılırken, damada 250 milyar lira para hediye edildi.
     
    Mustafa Zeydan'ın oğlu Caner Zeydan (30) ile Hakkarili işadamı Kemal Tekin'in kızı Dilruba Tekin'in (21) Hakkari'nin Yüksekova İlçesi'nde düzenlenen düğün törenine yaklaşık 15 bin kişi katıldı. 3 gün 3 gece süren düğün töreninde silahlar kullanılmazken, Yüksekova semalarını süsleyen havai fişekler atıldı.
     
    Gelini Hakkari'den almak için oluşturulan konvoyda 500 araç yer aldı. Çok sayıda siyasetçinin, bürokrat, aşiret ağası ve vatandaşın katıldığı düğünde 60 küçükbaş, 30 büyükbaş hayvan kesilirken, 1 ton pirinç, 1 ton salatalık ve domates, 3 bin ekmek, 20 kilogram çay ve 5 bin pet su tüketildi. 45 kişinin görev yaptığı düğünde 4 bin davetli yemek yedi. Geline 18 kilogram altın, damada ise tam 250 milyar lira para hediye edildi.

    ***************************************************************

    maşallah maşallah Allah daha çok versin gözümüz yok ama hala böyle şeyler varmı?

    sonra zamane gençliği çok şey istiyo deniliyo bakarmısınız çok şaşırdım doğrusu!

    bu yazıma çok çok yorum bekliyorum

    kimler bu gelinin yerinde olmak ister?

    yok canım o ne öyle görmemiş gibi kızı kuyumcu dükkanına çevirmişler

    (  kedi uzanamadığı ciğere mundar dermiş       )

    Hadi kızlar toplanının Hakkariye gidiyoruz :-)

     

     

    Yorum ( 20 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 22/8/2005 - Gerçek
  •                  

                                      

    Kırlangıcın Hikayesi

    Zamanın birinde yalnız yaşayan bir adam varmış.
    Hiçbir dostu , kapısını çalacak bir komşusu da yokmuş.
    Dört duvar arasında yaşayıp gidermiş tek başına...
    Adamın bu yalnızlığını dışarıdan izleyen bir kırlangıç
    Çok içerlemiş adamın bu haline.
    Uzaktan uzaktan onu sevmeye başlamış.
    Ve bir gün penceresinin camını tıklatmış adamın.
    Adam şaşkınlıkla camı açmış
    Ve sormuşNe istiyorsun? diye.
    Kırlangıç "beni evine al , seninle yaşayayım" demiş.
    Adam şiddetle reddetmiş ve kapamış pencereyi.
    İkinci gün kırlangıç yine gelmiş adamın penceresine."Lütfen beni evine al , ister bir kafese koy , ister elinde sev , okşa , çünkü ben seni seviyorum" demiş.
    Adam yine aynı inatçı eda ile reddetmiş kırlangıcı.
    Ve üçüncü gün kırlangıç yine konmuş pencereye.
    Aynı yakarış:
    "Bak" demiş adama kırlangıç.
    "Artık havalar soğudu sıcak ülkelere göç edeceğim.Bu sana son gelişim.Altı ay oralardayım,burada olmayacağım,
    Lütfen al beni evine , ister kafese koy , ister elinde sev okşa
    Ama reddetme beni çünkü ben seni seviyorum.
    Adam soğuk bir edayla:
    Nasıl alayım seni evime, konu komşu ne der.
    bir kırlangıç bana aşık;olurmu böyle şey demiş ve yine kapamış pencereyi.
    Ve kırlangıç uçmuş gitmiş.
    ...
    Aradan bir zaman geçmiş...
    Adamın gözü gelip giden kırlangıcı arar olmuş.
    Arada bir de olsa ona gelen biri vardı zira.
    İlk defa ona bir kuşda olsa birileri "seni seviyorum&" demişti.
    Bu sihirli iki kelimeyi başka hiçbir kimseden duymamıştı.
    Şimdi hepten yalnız kalmış ve yaptığından pişmanlık duymuş.
    Bekler olmuştu kırlangıcın yolunu.
    Bir ay geçmiş , iki ay geçmiş derken altıncı ay da geçmiş
    Ve havalar ısınmış.
    Adamın gözü ufukta kırlangıç sürülerini arar olmuş&.
    Nihayet sürüler gelmeye başlamış ve adam pencerede
    Sürülere bakıp kırlangıcını aramaya başlamış.
    Bir tane geçmiş..ikisi üçü derken kendi kırlangıcı yokmuş aralarında.
    Son bir kırlangıç kalmış sürünün sonunda ve adam heyecanla
    Sormuş kırlangıca:
    Sizden bir arkadaşım vardı,beni seviyordu pencereme gelirdi..
    benimle yaşamak istiyordu,nerede göremedim onu sürüde.
    Kırlangıç sormuş.Ne zaman oldu bu olay?
    "Altı ay önce" diye cevaplamış adam.
    Kırlangıç "o zaman siz kırlangıçlarla ilgili gerçeği bilmiyorsunuz.
    Kırlangıçlar altı ay yaşar"...

    ********************************

    İşte insanlar böyle bişeyin değerini anlayabilmeleri için onu kaybetmeleri, dönüşü olmayan yollara girmiş olmaları gerekiyor.

    Haklı değilmiyim belkide birçoğumuz ayağımıza kadar gelen fırsatları geri Çevirmiş daha sonra mantıklı düşününce olayı kavrayabilmişizdir

    Dikkatli olun belkide önünüze çıkabilecek son şans budur !!!

    O şansı Kaybetmeden ona sahip çıkın Sizi siz olduğunuz için karşılıksız sevecek tek insan belkide o dur .Başkalarının hakkınızda ne düşüneceğinden ziyade yaşayabileceğiniz mutlu günlerin hesabını yapın

     İnsanlar  mutlu olabilmnek için bir çok şeyi dener fakat gözünün önündeki fırsatları küçük mutlulukları göremez

    bence etrefınıza iyi bakın sizinle siz olduğunuz için karşılıksız alış veriş yapan dostluk kuran kaç kişi var??? 

                              

     

    Yorum ( 5 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    Hakkımda

    Yaşamaya Değecek Her Şey

    Bağlantılar

  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Blog Arşivi
  • Arkadaşlarım
  • e-posta
  • RSS

    Arkadaşlarım

  • okay YILDIZ
  • adawap
  • zuzu
  • nymphia
  • milkboy
  • cutecan1988
  • pilot1986
  • berf
  • Sayfa: 1 - Toplam: 8
    | Sonraki Sayfa